Bu rehber kimler için?
Bu rehber genel bilgilendirme içindir; somut olay, işlem ve tebligat tarihleri ile güncel düzenleme birlikte değerlendirilmelidir. Kaynak araştırması yazarın sağladığı kayıtlara dayanır; sonuç veya kesin süre garantisi değildir.
Kaynak ve inceleme kaydına git ↓Kısa cevap
Anne veya babanızın bir taşınmazı kardeşinize devretmiş olması, tek başına tapunun iptal edileceği anlamına gelmez. Ancak gerçek amaç bağış yapmak ve diğer mirasçıları mirastan yoksun bırakmak olduğu hâlde tapuda satış gibi başka bir işlem gösterilmişse, mirasbırakanın ölümünden sonra muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Mahkeme, işlemin adından çok tarafların gerçek iradesini ve devirdeki amacı araştırır. [1, 21]
Muris, miras bırakan kişi; muvazaa ise tarafların gerçek iradelerini gizleyerek dışarıya farklı bir işlem varmış gibi göstermesidir. Bu davada önemli olan, yalnız mirasçılar arasında eşitsizlik bulunması değildir. Hangi taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu, kime ve nasıl devredildiği, bedel ödenip ödenmediği ve neden o işlemin yapıldığı birlikte değerlendirilir.
Tapuda satış yazıyorsa yine de dava açılabilir mi?
Evet. Muris muvazaası iddiasının tipik konusu, görünürde satış yapılmış olmasına rağmen gerçekte bedelsiz kazandırma amaçlanmasıdır. Tapuda işlemin satış olarak yazılmış olması, gerçek iradenin farklı olduğunun araştırılmasını engellemez. Ancak bu farkın ve mirasçıdan mal kaçırma amacının somut olgularla ortaya konulması gerekir. [21]
Örneğin baba, evini oğluna satış göstererek devretmiş; oğlun o tarihte evi alabilecek ekonomik gücü bulunmamış ve herhangi bir ödeme yapılmamış olabilir. Bu olgular önemli olabilir, fakat dosya burada bitmez. Babanın başka malları, satış yapma ihtiyacı, aile içi ilişkiler ve devrin gerçek nedeni de incelenir.
Tersine, kardeşinizin o tarihte gerçekten bedel ödediği ve annenizin bu paraya ihtiyaç duyduğu bir satış, yalnız sizin miras beklentinizi azalttığı için muvazaalı sayılmaz. Mal sahibi, sağlığında malvarlığı üzerinde işlem yapabilir. Mirasçıların memnun olmamasıyla işlemin hukuken geçersiz olması farklıdır.
Tapuda açıkça bağış yapılmışsa aynı dava mı açılır?
Gerçek bağış, tapuda da bağış olarak yapılmışsa görünürdeki satış ile gizli bağış arasındaki çelişki aynı şekilde bulunmaz. Bu durumda her bağış için muris muvazaası davası açılarak tapunun iptal edileceği söylenemez. Saklı payın zedelenmesi nedeniyle tenkis veya koşullarına göre başka talepler gündeme gelebilir. [1, 21]
Tenkis, mirasbırakanın tasarrufları nedeniyle kanunen korunmuş miras payının eksik kalması hâlinde bu eksikliği gidermeye yönelik yoldur. Muvazaada işlemin geçerliliği, tenkiste ise geçerli bir kazandırmanın saklı payı ne ölçüde aştığı tartışılabilir. Davanın dayanağı ve istenebilecek sonuç bu nedenle farklılaşır.
Örneğin babanın bir çocuğuna yaptığı açık bağış, bütün miras hesabı içinde saklı payları ihlal etmiyorsa sırf diğer çocuğa aynı değerde mal verilmedi diye geri alınamayabilir. Buna karşılık saklı pay ihlali varsa, işlem açık yapıldı diye hiçbir hak bulunmadığı da söylenemez. Önce gerçek işlem türü ve terekenin bütünü incelenmelidir.
Babam hayattayken mirastan mal kaçırma davası açabilir miyim?
Sırf ileride mirasçı olacağınız düşüncesiyle, babanız sağken muris muvazaasına dayalı miras payı talebi ileri sürülemez. Bu hukuki sebebe dayanan mirasçı hakkı, mirasın açılmasıyla, yani mirasbırakanın ölümüyle gündeme gelir. Beklenen miras ile kazanılmış miras hakkı aynı değildir. [1, 22]
Bu, hayattaki kişinin yaptığı her işlemin hukuken denetimsiz olduğu anlamına gelmez. Örneğin kişi kendi iradesinin aldatıldığını ileri sürebilir veya işlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığına ilişkin başka bir uyuşmazlık doğabilir. Aile konutu, mal rejimi veya kişinin bizzat sahip olduğu bir pay nedeniyle başka bir hak da söz konusu olabilir. Bunlar gelecekteki mirasçı sıfatıyla açılan muris muvazaası davasından farklıdır.
Dolayısıyla “babam malını kardeşime devrediyor” bilgisinde ilk soru, babanızın hayatta olup olmadığı kadar sizin şu anda hangi hakka sahip olduğunuzdur. Başkasının malvarlığı üzerinde sadece gelecekte mirasçı olma ihtimaliyle genel bir işlem yasağı istenebileceği varsayılmamalıdır.
Davayı yalnız saklı paylı mirasçılar mı açabilir?
Muris muvazaasında miras hakkı zedelenen mirasçıların dava hakkı, yalnız saklı pay sahibi olmalarına bağlı değildir. Yargıtay uygulamasında, koşulları bulunan ve miras hakkı zarar gören mirasçılar, saklı payları bulunsun veya bulunmasın talepte bulunabilir. Bu yönüyle dava, tenkisle karıştırılmamalıdır. [21]
Ancak kişinin gerçekten mirasçı olması ve talebinin hukuki yarar taşıması gerekir. Mirasın reddi, mirastan feragat veya mirasçılıktan çıkarılma gibi durumlar varsa bunların etkisi ayrıca değerlendirilir. “Ben de ailedenim” demek tek başına dava hakkını göstermeye yetmez.
Bir mirasçı kendi miras payı oranında tescil isteyebilir. Örneğin başka mirasçının bulunmadığı ve iki çocuğun eşit mirasçı olduğu basit bir durumda, dava açan çocuk kural olarak kendi payı yönünden talepte bulunur; kardeşe devredilmiş taşınmazın tamamının kendisine verilmesi sonucu otomatik değildir. Terekeye iade gibi farklı bir talep kuruluyorsa bütün mirasçıların katılımı veya terekenin temsili ayrıca önem kazanabilir.
Kız çocuğuna mal bırakılmaması davayı kendiliğinden kazandırır mı?
Hayır. Cinsiyete dayalı bir dışlama iddiası, mirastan mal kaçırma amacını değerlendirmede önemli olabilir; fakat tek başına bütün ispatın yerini tutmaz. Mahkeme, taşınmaz devrinin gerçek niteliğini ve mirasbırakanın amacını bütün delillerle inceler.
Örnek olarak, aile içinde “evler erkek çocuklarda kalsın” yönünde açıklamalar yapıldığı, kız çocuklarına hiçbir kazandırma bulunmadığı ve satış gösterilen işlemlerde bedel ödenmediği ileri sürülebilir. Bunlar tanık ve diğer delillerle somutlaştırılırsa birlikte anlam kazanır. Buna karşılık ailedeki herkesin farklı zamanlarda farklı mallar aldığı bir paylaşım varsa bütün kazandırmalar görülmeden tek taşınmaza bakarak sonuca gidilemez. [21]
Bu ayrım, haksızlığı küçümsemek için değil doğru iddiayı kurmak için önemlidir. Dilekçede yalnız aile içi kırgınlıkları anlatmak yerine, hangi devir işleminin hangi gerçek amacı gizlediği ve bunun sizin miras hakkınızı nasıl etkilediği açıklanmalıdır.
Satış bedelinin düşük olması yeterli delil mi?
Tapuda yazan bedelle taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark önemli bir belirti olabilir. Ancak uygulamada bedel farkı tek başına her satışın muvazaalı olduğunu kanıtlamaz. Taşınmazın devir tarihindeki değeri, alıcının o tarihteki ödeme gücü, bedelin fiilen ödenip ödenmediği ve satışın nedeni birlikte incelenir. [21]
Örneğin 2015 yılında yapılan bir satışta, evin 2026’daki fiyatıyla tapudaki eski bedeli karşılaştırmak anlamlı değildir. Esas olan işlem tarihindeki koşullardır. O tarihteki banka hareketleri, ödeme belgeleri ve tarafların gelir durumu daha doğrudan bilgi verebilir.
Satış bedeli nakit ödendiği savunuluyorsa, bunun nasıl ve hangi kaynakla gerçekleştiği tartışılabilir. Banka dekontunun bulunmaması her olayda kesin olarak hiç ödeme yapılmadığını göstermez; fakat yüksek bedelli işlemde alıcının ekonomik gücüyle birlikte önemli bir değerlendirme konusu olabilir. Devrin ardından evi kimin kullanmaya devam ettiği de diğer olgularla birlikte ele alınır.
“Bana baktığı için evi verdim” savunması geçerli olur mu?
Bakım karşılığı devir veya minnet duygusuyla yapılan kazandırma, her durumda mirastan mal kaçırma sayılmaz. İşlemin gerçekten bakım borcu karşılığı mı yapıldığı, görünürde başka bir işlem bulunup bulunmadığı ve devredilen malın bütün malvarlığı içindeki yeri önemlidir. [21]
Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan devirde, yalnız taşınmazı alan kişinin mirasçı olması davayı haklı çıkarmaz. Bakım yükümlülüğü, fiilen yapılan hizmetler, tarafların yaşam koşulları ve gerçek amaç incelenir. Mirasbırakanın sözleşme tarihinde mutlaka ağır hasta olması gerektiği şeklinde otomatik bir ölçüt konulmamalıdır.
Örneğin bir çocuk yıllarca günlük bakım ve ihtiyaçları üstlenmiş olabilir; başka bir dosyada ise bakım sözleşmesi yalnız diğer mirasçıları dışlamak için görünürde kullanılmış olabilir. İki olayın başlığı aynı olsa da hukuki sonucu aynı olmak zorunda değildir. “Bakım vardı” veya “hiç bakım yoktu” cümlesi, neyin ne zaman yapıldığını anlatan delillerle desteklenmelidir.
Ev önce başkasına, sonra kardeşime devredilmişse ne olur?
Araya başka bir kişinin girmesi, işlem zincirinin incelenmesini gerektirir. Devirlerin yakın tarihlerde yapılması, tarafların birbirleriyle ilişkileri, bedeller ve taşınmazı fiilen kullanan kişi birlikte değerlendirilir. Sırf iki ayrı tapu işlemi yapılmış olması, önceki hukuka aykırılığın bütün etkilerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bununla birlikte gerçekten iyi niyetli üçüncü kişinin tapu siciline güvenerek kazandığı hakkın korunması mümkündür. TMK m.1023 ve 1024 uyarınca sonraki alıcının hukuka aykırılığı bilip bilmediği veya bilmesi gerekip gerekmediği önemlidir. Her sonraki devir otomatik olarak iptal edilmez. [1]
Yargıtayın 2 Nisan 2026 tarihli bir kararında, sonraki alıcının iyi niyeti değerlendirilirken taraflar arasındaki yakın ilişki, gerçek ödemenin ortaya konulması ve ara malikin taşınmazı kullanmaya devam etmesi gibi olguların birlikte incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Tek başına “üçüncü kişiyim” demek yeterli bir değerlendirme değildir. Bu karar, benzer her dosyanın aynı sonuçlanacağı anlamına da gelmez. [25]
Babamın parasıyla doğrudan kardeşimin adına alınan evde durum farklı mı?
Evet. Taşınmaz önce mirasbırakanın adına kayıtlı olup sonra görünürde satışla devredilmişse, klasik muris muvazaası incelemesi gündeme gelebilir. Buna karşılık baba parayı ödemiş, ev üçüncü kişiden doğrudan çocuk adına alınmışsa, işlem zinciri farklıdır. Böyle bir olayda mirasbırakanın tapulu taşınmazını görünürde devretmesi bulunmayabilir. [26]
Yargıtayın 11 Aralık 2025 tarihli kararında bu ayrım açıklanmış; üçüncü kişiden doğrudan çocuk adına edinimde, koşullarına göre dolaylı bağış ve tenkis değerlendirmesinin gündeme gelebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle “parayı babam verdi, o hâlde mutlaka muris muvazaasıdır” şeklinde bir sonuç doğru değildir. [26]
Aynı dikkat banka parası, araç veya başka malvarlığı kazandırmaları için de gerekir. Tapulu taşınmazın görünürde devrine ilişkin içtihat, bütün malvarlığı aktarımlarına aynen uygulanmaz. Hangi malın, hangi işlemle ve kimin üzerinden geçtiği doğru belirlenirse uygun dava sebebi seçilebilir.
Hangi delillerle ispatlanır?
Başlangıç noktası, güncel tapu kaydıyla birlikte devir işleminin resmî senedi ve geçmiş kayıtlarıdır. Satış, bağış, bakım karşılığı devir veya başka işlem yapılıp yapılmadığı buradan anlaşılır. Mirasçılık belgesi de dava açan kişinin sıfatı ve payı bakımından önemlidir.
Bedelin ödendiği iddiası için banka hareketleri, ödeme belgeleri ve ekonomik durum; mal kaçırma amacı için tarafların ilişkileri, mirasbırakanın açıklamaları ve diğer malvarlığı tasarrufları değerlendirilir. Taşınmazın işlem tarihindeki gerçek değeri bilirkişi incelemesine konu olabilir. Tanıkların ise yalnız aile içinde kimin kime kırgın olduğunu değil, bildikleri somut olayları anlatması gerekir. [21]
Örneğin “babası oğlunu daha çok severdi” anlatımıyla, devirden önce yapılan bir konuşmayı bizzat duyan veya bedelin ödenmediğine ilişkin doğrudan bilgisi bulunan kişinin anlatımı aynı ağırlıkta değildir. Tanığın neyi kendi görgüsüne, neyi başkasından duyduğuna dayanarak söylediği önemlidir.
Eldeki belgeleri seçerek sadece lehinize görünen kısmı okumak yerine işlemin bütününü değerlendirmek gerekir. Diğer çocuklara yapılan kazandırmalar veya gerçek bir bakım ilişkisi, davanın sonucunu etkileyebilir. İyi hazırlanmış bir dava, bu olguları yok sayarak değil hukuki anlamını açıklayarak ilerler.
Dava açmak için süre var mı?
Klasik muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemi bakımından uygulamada genel bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı kabul edilir. Ancak bu açıklama bütün tapu davaları için “süresiz dava hakkı” anlamına gelmez. Talebin gerçekten bu hukuki sebebe dayanması gerekir; kadastro, irade bozukluğu veya tenkis gibi farklı nedenler özel süreler doğurabilir. [22]
Tenkiste TMK m.571 uyarınca saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık ve kanundaki başlangıca göre on yıllık üst süreler önemlidir. Muvazaa yerine tenkis gerektiren bir olayda, internette görülen “miras davalarında süre yok” bilgisine güvenmek hak kaybına yol açabilir. [1]
Süre engeli bulunmaması beklemenin risksiz olduğu anlamına da gelmez. Taşınmaz yeniden devredilebilir, deliller kaybolabilir veya tanıkların bilgisine ulaşmak zorlaşabilir. Üçüncü kişilerin hakları ve hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılması da değerlendirmede yer alır. İşlemi öğrendiğinizde önce doğru dava sebebinin belirlenmesi gerekir.
Dava kazanılırsa taşınmazın tamamı bana mı geçer?
Davanın kabulü, talebin kapsamına ve miras payınıza göre sonuç doğurur. Kendi payınız oranında tapu iptali ve tescil istemişseniz, mahkeme bu talebi ve hak sahipliğini değerlendirir. Başka mirasçıların dava açmamış olması, onların olası paylarının da kendiliğinden size verileceği anlamına gelmez.
Örneğin bir evin tamamı kardeşinizin adına geçirilmişken siz yalnız miras payınız için dava açmış olabilirsiniz. İddianız haklı bulunursa, kabul edilen kapsamda tapu değişir ve taşınmaz üzerinde yeni bir ortaklık durumu ortaya çıkabilir. Sonrasında evi birlikte kullanmak veya paylaşmak ayrı bir mesele olabilir. Tapu iptali davası, aynı zamanda her durumda evin satılarak parasının bölüştürülmesi kararı değildir.
Bu nedenle başlangıçta istediğiniz sonucu doğru tanımlamak gerekir. Tapuda pay sahibi olmak, o payın bedelini almak ve evi fiilen kullanabilmek farklı sonuçlardır. Birinci aşamada mülkiyet hakkı belirlenirken, ortaklığın sona erdirilmesi veya geçmiş kullanım karşılığı ayrıca gündeme gelebilir.
Dava masrafları da talep edilen hak ve dava değeriyle bağlantılıdır. Taşınmazın çok değerli olması, yalnız olası kazanımı değil harç, bilirkişi ve karşı vekâlet ücreti riskini de etkileyebilir. Başarı yüzdesi vaatlerinden önce, iddianın hangi belgelerle desteklendiğini ve karşı tarafın gerçek savunmalarını görmek gerekir. Aile içinde işlemin haksız kabul edilmesiyle mahkemede gerekli koşulların ispatlanması aynı şey değildir.
Dava kime karşı, nerede açılır ve satış durdurulabilir mi?
Tapunun iptali ve adınıza tescil isteniyorsa mevcut kayıt maliki önemlidir. Devir zinciri, tarafların ölümü ve bedel gibi ek talepler varsa davalıların belirlenmesi buna göre yapılır. İlk devralanı dava etmek, taşınmaz artık başkasının üzerindeyse tescil talebinin bütün taraf sorunlarını çözmeyebilir.
Taşınmazın aynına ilişkin muris muvazaası davası, kural olarak taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Ortaklığın giderilmesinden farklı olarak sırf muris muvazaasına dayanan bu tapu davası, ortaklığın giderilmesi için öngörülen zorunlu arabuluculuk kuralına otomatik olarak girmez. Talebin başka bir dava şartına tabi olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. [2, 3]
Dava açılması, taşınmazın yeniden satışını kendiliğinden yasaklamaz. Hakkın korunması için şartları varsa ihtiyati tedbir istenebilir. Mahkemeye, devir tehlikesi ve iddianın dayanakları açıklanır; yaklaşık ispat ve gerektiğinde teminat değerlendirilir. Tedbirin kabul edilmesi davanın kazanıldığı anlamına gelmez, fakat yeni devirlerle uyuşmazlığın ağırlaşmasını önleyebilir. [2]
Bu tür bir uyuşmazlıkta en yararlı başlangıç, “bana az mal kaldı” düşüncesini somut işleme çevirmektir: Hangi taşınmaz, hangi tarihte, kimden kime, hangi işlemle devredildi? Bu sorular cevaplandığında muvazaa, tenkis veya başka bir hukuki yolun gerçekten uygun olup olmadığı daha sağlıklı belirlenir.
Hangi bilgi, hangi kaynağa dayanıyor?
Kaynaklar, kapsam ve güncellik notları aşağıda gösterilir.
- 1. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ↗
İlgili hükümler: m.3, 13, 15, 571, 640, 642, 652, 676-677, 688, 698-699, 705-706, 733, 1007, 1023-1025 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ↗
İlgili hükümler: m.2, 4, 11-12, 125, 165, 316-318, 322, 334-340, 389-393, 397, 400-401 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ↗
m.17/B, 18/A ve 18/B; 7531 sayılı Kanun sonrası metin · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 21. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2025/3930 E 2026/2397 K ↗
30.03.2026; muris muvazaası ve bütünsel delil değerlendirmesi · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 22. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2010/2775 E 2010/5274 K ↗
05.05.2010; muris muvazaasında hakkın doğumu süre ve kadastro ayrımı · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 25. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2025/3149 E 2026/2639 K ↗
02.04.2026; sonraki alıcının iyi niyetinin delillerle incelenmesi · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- 26. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2025/5471 E 2025/5939 K ↗
11.12.2025; doğrudan çocuk adına üçüncü kişiden edinim dolaylı bağış ve tenkis ayrımı · Kaynak kaydı: 2026-10-02
Yayın onayı: Av. Mertcan Turan tarafından verilmiştir. Yayın onayı ile kaynakların güncellik kontrolü farklıdır. Kaynak kayıtlarındaki tarih ve sınırlamaları inceleyin; işlem öncesinde yürürlükteki mevzuatı doğrulayın.
İlgili okuma ve çalışma çerçevesi
- Ev başkasına satıldıysa tapuyu geri alabilir miyim?
- Tapu iptali davasında süre, delil, tedbir ve mahkeme nasıl belirlenir?
Görüşmenin kapsamı, zamanı ve ücret bilgisi ayrıca netleştirilir. Bu konu için görüşme taslağı hazırlayın
Sorumluluk reddi ve kullanım beyanı
Bu yayın genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye veya dosyaya özgü hukuki görüş, hukuki hizmet ya da sonuç garantisi değildir. Mevzuat ve uygulama değişebilir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İçeriği okumak, video izlemek, belge oluşturmak veya aracı kullanmak avukatlık ilişkisi kurmaz. Süreli işlemler için bu siteden yanıt veya randevu onayı beklemeyin. Bu beyan emredici mevzuattan doğan ve hukuken sınırlandırılamayan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yayın ve kullanım ilkeleri ↗MESLEKİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Av. Mertcan Turan
İzmir Barosu · Sicil 17004 · Bornova, İzmir
Bu bölüm yalnız kimlik ve iletişim bilgisi sunar. İçeriğin okunması avukatlık ilişkisi kurmaz; sonuç veya hizmet taahhüdü içermez.
Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi