Bu rehber kimler için?
Bu rehber genel bilgilendirme içindir; somut olay, işlem ve tebligat tarihleri ile güncel düzenleme birlikte değerlendirilmelidir. Kaynak araştırması yazarın sağladığı kayıtlara dayanır; sonuç veya kesin süre garantisi değildir.
Kaynak ve inceleme kaydına git ↓Kısa cevap
Tapu iptali ve tescil davası, tapu kaydının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bu kaydın düzeltilmesini ve hak sahibi adına tescili istemeye yarar. Davanın açılıp açılamayacağı, yalnız elinizde eski bir tapu bulunmasına veya yapılan devri haksız görmenize bağlı değildir. Kaydın hangi nedenle hukuka aykırı olduğu açıklanmalıdır: Aldatma, sahtecilik, ehliyetsizlik, vekâletin kötüye kullanılması ve muris muvazaası aynı dava sebebi değildir. [1]
Bütün tapu davaları için geçerli tek bir süre yoktur. Bazı hukuki sebeplerde olağan zamanaşımı bulunmazken, irade bozukluğunda bir yıllık hakkı kullanma süresi, tenkiste özel bir ve on yıllık süreler, kadastro öncesi nedenlerde ise farklı bir on yıllık hak düşürücü süre söz konusu olabilir. Ayrıca dava açmak satışı kendiliğinden durdurmaz; şartları varsa ihtiyati tedbir istenmelidir. [1, 2, 19, 27]
Tapu iptali istemekle para istemek aynı şey mi?
Hayır. Tapu iptali ve tescilde taşınmaz üzerindeki ayni hakkın, yani mülkiyet gibi doğrudan taşınmaza bağlı hakkın kime ait olması gerektiği tartışılır. Bedel veya tazminat davasında ise belirli bir kişinin para ödeme sorumluluğu ileri sürülür. İki talep aynı olaydan doğabilir, fakat koşulları ve sonuçları aynı değildir.
Örneğin satıcıya para ödediğiniz hâlde tapu devredilmemiş olabilir. Bu olayda geçerli bir taşınmaz satış vaadi veya başka bir hukuki dayanak bulunup bulunmadığı, tescil mi yoksa para iadesi mi istenebileceğini etkiler. Elden para ödendiğini kanıtlamak, her durumda taşınmazın adınıza tesciline yeterli olmaz.
Başka bir örnekte eviniz hukuka aykırı devredilmiş, sonra iyi niyetli bir üçüncü kişi tarafından edinilmiş olabilir. Üçüncü kişinin hakkı korunursa tapuyu geri alma talebiyle zararınızın karşılanması talebi farklı değerlendirilir. Uygun koşullarda alternatif talepler kurulabilir; fakat kimin hangi hukuki nedenle sorumlu olduğu açıkça belirtilmelidir. [1]
Hangi hukuki sebebe dayanacağım nasıl anlaşılır?
Önce devir işleminin kendisine bakılır. Resmî senet, vekâletname, satış vaadi, miras ilişkisi veya kadastro tespiti farklı başlangıç noktalarıdır. Güncel tapu kaydı bugünkü maliki gösterir; işlemin neden yapıldığını anlamak için geçmiş kayıtlar ve dayanak belgeler de gerekir.
Örneğin kişi satış yaptığını biliyor, fakat alıcının kendisini ödeme konusunda aldattığını söylüyorsa irade bozukluğu tartışılabilir. İmzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa sahtecilik ve temsil sorunu gündeme gelir. İşlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığı iddia ediliyorsa ehliyet incelemesi gerekir. Bunların hepsine yalnız “dolandırıldım” demek, hukuki ayrımı yapmaz. [1, 19]
Anne veya babanın satış göstererek gerçekte bağış yaptığı iddiasında muris muvazaası; açık bağış nedeniyle saklı payın eksik kaldığı iddiasında ise tenkis gündeme gelebilir. Dava sebebini yanlış seçmek, sadece başlığın yanlış yazılmasıyla sınırlı bir sorun değildir; süre, taraf ve delil değerlendirmesini de etkileyebilir.
Aldatma veya korkutmayla yapılan devirde bir yıllık süre ne demektir?
TBK m.39’a göre yanılma veya aldatma nedeniyle sözleşme yapan taraf, bunu öğrendiği; korkutulan taraf ise korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Bu, yalnız “bir yıl içinde mutlaka dava dilekçesi verilmeli” diye özetlenecek bir düzenleme değildir; hakkın süresinde ve uygun biçimde kullanılması önemlidir. [19]
Örneğin kişi, satışla bağlantılı aldatmayı yıllar sonra öğrendiğini söylüyorsa, bir yıllık sürenin başlangıcında öğrenme olayı tartışılır. Devrin tarihiyle aldatmanın öğrenildiği tarih aynı olmak zorunda değildir. Ancak daha önceki yazışmalar veya başvurular, kişinin gerçeği daha erken öğrendiğini gösterebilir.
Karşı tarafa gönderilen bildirimin içeriği de önemlidir. Yalnız “bu satıştan memnun değilim” demekle sözleşmeyle bağlı olunmadığının açıklanması aynı olmayabilir. Bildirimin muhataba ulaştığı ve ne ifade ettiği ispatlanabilmelidir. Ceza şikâyeti yapılmış olması da özel hukuk bakımından gereken bütün işlemlerin mutlaka yerine getirildiği anlamına gelmez.
Tazminat isteminin koşulları ve süreleri ayrıca değerlendirilir. Sözleşmenin onanmış sayılması, aldatma veya korkutmadan doğan bütün tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Tek bir süre bilgisini bütün taleplere uygulamamak gerekir. [19]
Muris muvazaası ve tenkiste süreler neden farklı?
Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte istediği işlemle dışarıya gösterdiği işlemin farklılığı ve mirasçıdan mal kaçırma amacıyla ilgilidir. Klasik muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil isteminde olağan zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı kabul edilir. Bu hak mirasbırakanın ölümüyle gündeme gelir. [21, 22]
Tenkis ise saklı payın zedelenmesini gidermeye yöneliktir. TMK m.571, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre öngörür. Her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıllık süre önemlidir. Bu başlangıçların birbirine karıştırılmaması gerekir. [1]
Örneğin tapuda açık bağış yapılmış bir olayı sadece “mirasçılar arasında haksızlık var” düşüncesiyle muvazaa olarak nitelendirmek, gerçekte gerekli olan tenkis talebinin süresinin kaçırılmasına yol açabilir. Bunun tersi de mümkündür. Önce işlemin ne olduğu, sonra o işleme ilişkin hukuki yol ve süre belirlenmelidir.
“Bu dava süresiz” bilgisi, delillerin kaybolmayacağı veya üçüncü kişilere devir riskinin bulunmadığı anlamına gelmez. Zamanaşımıyla karşılaşmamak, beklemenin hiçbir hukuki ve pratik maliyetinin olmadığı anlamına gelmez.
Kadastroda on yıllık süre hangi davaları etkiler?
3402 sayılı Kadastro Kanunu m.12/3, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanılarak tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlara ve tespitlere itiraz edilmesini veya dava açılmasını sınırlar. Buradaki önemli iki unsur, tutanağın kesinleşme tarihi ve ileri sürülen nedenin kadastrodan önceye ait olmasıdır. [27]
Bu hüküm, “tapu on yaşını geçtiyse hiçbir dava açılamaz” anlamına gelmez. Kadastrodan sonra gerçekleşen ayrı bir satış, sahtecilik veya başka hukuki olay aynı biçimde değerlendirilmez. Ayrıca muris muvazaasında hakkın ne zaman doğduğu, mirasbırakanın ölüm tarihiyle bağlantılı olabilir. [22, 27]
Örneğin kadastro kesinleşmeden önceki bir mülkiyet iddiasıyla, kesinleşmeden yıllar sonra yapılan bir tapu devrinin geçersizliği iddiası farklıdır. Tapunun basım tarihine bakarak on yıl hesabı yapmak yerine, kadastro tutanağı, kesinleşme ve iddianın dayandığı olay birlikte incelenmelidir.
Kadastroya ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme ve süreç de tespitin hangi aşamada olduğuna göre değişebilir. Kesinleşmiş kayıt hakkında genel bir dava açılmasıyla devam eden kadastro tespitine itiraz aynı usul değildir.
Ehliyetsizlik iddiasında yaşlılık veya bugünkü rapor yeterli mi?
Hayır. İleri yaş tek başına fiil ehliyetsizliği anlamına gelmez. Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilmesiyle ilgilidir. İnceleme, tapu devrinin yapıldığı tarihteki duruma odaklanır. Bugün alınmış bir rapor geçmişe ışık tutabilir, fakat tek başına yıllar önceki bütün işlemleri geçersiz yapmaz. [1]
İşlem tarihine yakın sağlık kayıtları, kullanılan ilaçlar, hastane başvuruları, uzman değerlendirmeleri ve kişinin o dönemdeki davranışlarına ilişkin somut bilgiler önemlidir. Gerekirse uzman incelemesi yapılır. Tanıkların “yaşlıydı” demesiyle kişinin belirli bir tarihte neyi anlayabildiğini anlatması aynı şey değildir.
Ehliyetsizlik ile aldatılma da farklıdır. Ayırt etme gücüne sahip biri aldatılmış olabilir; ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işleminde ise farklı geçerlilik kuralları gündeme gelir. Bu ayrım, özellikle süre ve üçüncü kişinin durumunu değerlendirmede önemlidir.
Vekâletle yapılan satışta hangi belgeler belirleyicidir?
Vekâletnamenin bulunması, vekilin yaptığı her işlemin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Yetkinin kapsamı, satış talimatı, vekilin sadakat ve özen borcu, satış bedeli ve alıcının bildiği koşullar birlikte incelenir. Yetkisiz işlemle verilmiş yetkinin kötüye kullanılması aynı hukuki sorun değildir. [1, 19]
Örneğin taşınmaz satma yetkisi verilmiş olabilir, fakat vekil malı kendi yakınına gerçek değerinin çok altında devretmiş ve bedeli vekâlet verene ulaştırmamış olabilir. Bu durumda yalnız vekâletnamenin son sayfasını görmek yetmez. Resmî satış belgesi, ödeme akışı, taraflar arasındaki talimat ve alıcının bağlantısı önem taşır.
Buna karşılık vekilin size borcunu ödememesi, işlemin karşı tarafı olan her alıcının tapusunun otomatik iptalini gerektirmez. Alıcının iyi niyeti ve vekilin davranışını bilip bilmediği ayrıca değerlendirilir. Bazı dosyalarda tapu talebinden farklı olarak vekile karşı para veya zarar talebi öne çıkabilir.
Tapu iptali davası hangi mahkemede ve kime karşı açılır?
Genel olarak taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. HMK m.12, taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya hak sahipliğini değiştirebilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Birden fazla taşınmazla ilgili dava için maddede ayrıca düzenleme vardır. [2]
Ancak görev yalnız dilekçenin başlığına bakılarak belirlenmez. Aile konutu, tüketici işlemi veya kadastro gibi özel hukuki dayanaklar farklı görev kuralları doğurabilir. Tapu davasıyla ortaklığın giderilmesi davası da aynı mahkemeye ait değildir; ortaklığın giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde görülür.
Tescil talebinde mevcut kayıt malikinin davada yer alması önemlidir. Taşınmaz daha önce devredilmişse eski malike karşı açılacak davanın bugünkü kaydı nasıl etkileyeceği ayrıca düşünülmelidir. İpotek veya başka hakların kaldırılması da isteniyorsa bu hak sahipleri ve talebin kapsamı ayrıca değerlendirilir.
Her tapu davası için genel bir zorunlu arabuluculuk kuralı bulunduğu söylenemez. Bununla birlikte uyuşmazlık başka bir özel dava şartı kapsamına giriyorsa ona uyulmalıdır. Taşınmazla ilgili tarafların serbestçe tasarruf edebildiği uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuk ve anlaşmanın uygulanmasına ilişkin özel kurallar da bulunur. [3]
Dava açınca taşınmazın satışı durur mu?
Hayır. Dava açılmasıyla otomatik devir yasağı doğmaz. Yeniden satış, ipotek veya başka bir işlem nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa ya da ciddi zarar doğacaksa, şartları varsa ihtiyati tedbir istenebilir. Dava açıldıktan sonra tedbir, davaya bakan mahkemeden; dava öncesinde ise esas dava bakımından görevli ve yetkili mahkemeden talep edilir. [2]
Tedbir talebinde iddianın dayanağını ve somut tehlikeyi açıklamak gerekir. Yalnız “karşı tarafa güvenmiyorum” demek her durumda yeterli olmayabilir. Satış ilanı, devam eden devir girişimi, işlem zinciri veya başka somut bilgiler önemlidir. Mahkeme yaklaşık ispatı ve gerekiyorsa teminatı değerlendirir.
Tapuya dava bulunduğunun bildirilmesiyle, devir yasağı getiren ihtiyati tedbir aynı etkiye sahip değildir. İstenen korumanın ne olduğu açık olmalıdır. Ayrıca tedbir kararı, tapunun kesin olarak size ait bulunduğu anlamına gelmez; yargılama sonuna kadar hakkın korunmasına hizmet eder.
Tedbir kararı alındıktan sonra hangi süreler var?
İhtiyati tedbir kararının uygulanmasının, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmesi gerekir. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Kararın dosyada bulunmasıyla uygulama talebinin yapılması farklı aşamalardır. [2]
Tedbir dava açılmadan önce alınmışsa, esas davanın açılması bakımından ayrıca süre vardır. HMK m.397’ye göre tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalı ve dava açıldığına ilişkin belge, uygulamayı yapan memura ibraz edilerek dosyaya konulmalı ve karşılığında belge alınmalıdır. Başlangıç, yalnız kararın verildiği gün olarak alınmamalıdır. [2]
Uyuşmazlık dava şartı arabuluculuğa tabi ise, arabuluculuk başvurusu bu esas davayı açma süresinin işlemesine ilişkin özel etki doğurabilir. Bu nedenle arabuluculuk, tedbir ve dava tarihleri birlikte hesaplanmalıdır. Fakat herkes için genel bir “arabulucuya gidince bütün tedbir süreleri durur” sonucu çıkarılamaz. [3]
Tedbir uygulamasının tapuya yansıyıp yansımadığı da önemlidir. Avukat veya taraf, verilen kararın kapsamını, uygulama talebini ve kayıt sonucunu takip etmelidir. Bu, davanın esasından bağımsız olarak geçici korumanın ayakta kalması için gereklidir.
Delil kaybolacaksa davadan önce bir şey yapılabilir mi?
Evet. HMK m.400 ve devamındaki koşullarla delil tespiti istenebilir. Delilin kaybolması veya sonradan ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması tehlikesi hukuki yarar oluşturabilir. Delil tespiti, davayı önceden kazanmak değil, belirli bir durumun daha sonra incelenebilmesini sağlamaktır. [2]
Örneğin uyuşmazlık konusu yapıda yıkım veya esaslı değişiklik yapılacaksa, mevcut durumun uzman incelemesiyle belirlenmesi gerekebilir. Başka bir dosyada tarihli bir belgenin korunması veya belirli bir olayın tespiti önem taşıyabilir. Hangi delilin neden risk altında olduğu açıklanmalıdır.
Dava öncesinde esas davaya bakacak mahkeme veya kanundaki koşullarla delilin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi; dava açıldıktan sonra ise esas davaya bakan mahkeme yetkili olabilir. Bu yol, tarafın elindeki belgeleri zamanında sunma yükümlülüğünün yerine geçmez.
Harç ve dava değeri nasıl belirlenir?
Tapu iptali ve tescil davasında harç, uyuşmazlık konusu hakkın değeriyle bağlantılı olabilir. Taşınmazın tamamı mı yoksa belirli bir payı mı isteniyor, başka para talepleri var mı ve hangi hukuki yol kullanılıyor, bunlar önemlidir. Tapuda geçmişte yazılmış satış bedelinin her durumda bugünkü dava değerini gösterdiği varsayılmamalıdır. [13]
2026 tarifesinde değere bağlı genel karar ve ilam harcı oranı binde 68,31’dir. Bu oran, her tapu dosyasında dava açarken tamamı peşin ödenecek tek toplam ücret anlamına gelmez. Peşin harç, tamamlanacak harç, gider avansı, bilirkişi ve tebligat giderleri ayrı değerlendirilir. Davanın değeri ve sonucu toplam maliyeti etkiler. [13]
Avukatın sözleşmesel ücreti ile mahkemenin tarife uyarınca hükmedeceği vekâlet ücreti de farklıdır. Dava kabul edilmezse karşı tarafın gider ve vekâlet ücreti bakımından sorumluluk doğabilir. İhtiyati tedbir için teminat istenmesi de ayrıca nakit ihtiyacı yaratabilir. Masraf değerlendirmesi yalnız dava açılışındaki ilk makbuzla sınırlandırılmamalıdır.
2026’da dava tutarı için eski örnekler kullanılabilir mi?
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m.107’deki belirsiz alacak davası düzenlemesini kaldırmış ve kısmi davada talep artırımına ilişkin HMK m.109’a yeni hüküm eklemiştir. Önceden açılmış davalar için geçiş kuralı vardır. Bu değişiklik, özellikle tapu talebine ek veya alternatif para talepleri kurulurken eski örneklerin otomatik kullanılmaması gerektiğini gösterir. [4]
Tapu iptali ve tescil istemi sırf değeri bilirkişiyle belirlenecek diye kendiliğinden bir para alacağı davasına dönüşmez. Talebin hukuki niteliği, dava değeri ve gerekiyorsa ek bedel veya tazminat istemi ayrı kurulmalıdır. “Şimdilik küçük bir tutar yazalım, her şeyi sonra artırırız” yaklaşımı her talep için uygulanabilir değildir.
Benzer biçimde eski örneklerdeki sabit faiz oranını yeni bir para talebine taşımak doğru olmayabilir. Faizin türü, başlangıcı, kanuni düzenleme ve dönem ayrıca belirlenmelidir. Dilekçe şablonunun tarihi, bu yüzden yalnız biçimsel bir ayrıntı değildir.
İlk değerlendirmeye hangi bilgilerle gitmek yararlı olur?
Güncel tapu kaydı, mümkünse geçmiş devir belgeleri, dayanak sözleşme veya vekâletname, ödeme kayıtları ve ilgili tebligatlar başlangıç için önemlidir. Miras iddiası varsa mirasçılık ve ölüm bilgileri; ehliyet iddiası varsa işlem tarihine yakın sağlık belgeleri; kadastro iddiası varsa tutanak ve kesinleşme bilgisi ayrıca gerekir.
Özellikle üç tarih açık olmalıdır: İşlemin yapıldığı tarih, sorunu öğrendiğiniz tarih ve size yapılan resmî bildirimin tarihi. Bunlar farklı süreler için farklı sonuç doğurabilir. Bir belge eksikse bunu saklamak yerine hangi kurumdan elde edilebileceği belirlenmelidir.
Doğru dava hazırlığı, uzun bir dilekçeden önce doğru hukuki sebebin seçilmesidir. Hangi kayıt neden değişmeli, kimden ne istenmeli, hangi süre işliyor ve acil koruma gerekiyor mu? Bu sorular somut belgelerle cevaplandığında, tapu iptali ve tescil talebinin gerçekten uygun yol olup olmadığı anlaşılır.
Hangi bilgi, hangi kaynağa dayanıyor?
Kaynaklar, kapsam ve güncellik notları aşağıda gösterilir.
- 1. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ↗
İlgili hükümler: m.3, 13, 15, 571, 640, 642, 652, 676-677, 688, 698-699, 705-706, 733, 1007, 1023-1025 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ↗
İlgili hükümler: m.2, 4, 11-12, 125, 165, 316-318, 322, 334-340, 389-393, 397, 400-401 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ↗
m.17/B, 18/A ve 18/B; 7531 sayılı Kanun sonrası metin · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 4. 7589 sayılı Kanun ↗
m.1, 10, 19-20, geçici m.1 ve m.26; RG 31.07.2026, 33326 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 13. 2026 Harçlar Kanunu Genel Tebliği Seri No 98 ve tarife eki ↗
1 sayılı tarife A/III/1; 01.01.2026 itibarıyla yürürlükte · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 19. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ↗
m.39-42, 117-125, 138, 179-180, 237, 342, 350, 355, 473-478, 480, 504-505 ve 512 · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 21. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2025/3930 E 2026/2397 K ↗
30.03.2026; muris muvazaası ve bütünsel delil değerlendirmesi · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 22. Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2010/2775 E 2010/5274 K ↗
05.05.2010; muris muvazaasında hakkın doğumu süre ve kadastro ayrımı · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- 27. 3402 sayılı Kadastro Kanunu ↗
m.12/3; kadastro öncesi hukuki nedenler ve kesinleşmeden başlayan on yıl · Kaynak kaydı: 2026-10-02
- Yazarın bu rehber için gösterdiği kaynak; kapsam ve yürürlük somut işlemde yeniden kontrol edilir.
- Türk Medenî Kanunu — Tapu ve tenkis ↗
m.3, 571, 1023–1025 · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- Bir/on yıllık tenkis başlangıçları; yolsuz tescil ve iyi niyetli üçüncü kişi ayrımı.
Kontrol yalnız belirtilen hüküm ve iddialarla sınırlıdır; tüm değişiklik zinciri ve içtihat eksiksiz taranmamıştır. Yayın onayı yeni bağımsız hukukçu incelemesi değildir.
- 7589 sayılı Kanun ↗
m.19–20 · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- HMK m.107’nin kaldırılması ve m.109’a talep artırımı hükmü eklenmesi.
Kontrol yalnız belirtilen hüküm ve iddialarla sınırlıdır; tüm değişiklik zinciri ve içtihat eksiksiz taranmamıştır. Yayın onayı yeni bağımsız hukukçu incelemesi değildir.
- HMK — İhtiyati tedbir süreleri ↗
m.389–393, 397, 400–401 · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- Uygulama istemi tefhim/tebliğden bir hafta; dava öncesi tedbirde uygulama isteminden iki hafta ve belge ibrazı.
3 Ekim 2026 tarihli civil_procedure kaydı ve 7251 değişiklik metni kontrolünün tekrar okunması; dosyaya özel son gün hesabı değildir.
- 2026 Harçlar Kanunu Genel Tebliği 98 ↗
PDF s.2, (1) sayılı tarife A/III/1-a · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- Değere bağlı genel karar ve ilam harcı binde 68, 31; tamamının dava açarken tek toplam gider olmadığı ayrımı.
31.12.2025 Resmî Gazete 33124 (5. Mükerrer); 01.01.2026 yürürlük metni ve s.2 görseli okundu. Başka harç kalemine genellenmez.
- Yargıtay 1 HD 2025/3930 E., 2026/2397 K. ↗
30.03.2026, muris muvazaası · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- Gizli bağış ve gerçek iradenin bütünsel delille değerlendirilmesi.
Kontrol yalnız belirtilen hüküm ve iddialarla sınırlıdır; tüm değişiklik zinciri ve içtihat eksiksiz taranmamıştır. Yayın onayı yeni bağımsız hukukçu incelemesi değildir.
- Yargıtay 1 HD 2010/2775 E., 2010/5274 K. ↗
05.05.2010, ölümden doğan miras hakkı/kadastro ayrımı · Kaynak kaydı: 2026-10-03
- Ölüm kadastro kesinleşmesinden sonraysa belirtilen muris muvazaası iddiasında kadastro öncesi süre gerekçesi kullanılamaz; kararın sonucu tapusuz taşınmazın ayrı niteliği nedeniyle gerekçesi değiştirilerek onamadır.
Kontrol yalnız belirtilen hüküm ve iddialarla sınırlıdır; tüm değişiklik zinciri ve içtihat eksiksiz taranmamıştır. Yayın onayı yeni bağımsız hukukçu incelemesi değildir.
Yayın onayı: Av. Mertcan Turan tarafından verilmiştir. Yayın onayı ile kaynakların güncellik kontrolü farklıdır. Kaynak kayıtlarındaki tarih ve sınırlamaları inceleyin; işlem öncesinde yürürlükteki mevzuatı doğrulayın.
Gayrimenkul serisindeki diğer rehberler
Alım satımdan kira ve mirasa: ihtiyacınıza uygun rehbere geçin.
15 rehberin tamamını göster
- Arsa payı karşılığı inşaat: sözleşme, teslim ve tapu riski
- İmar, ruhsat ve iskân: taşınmazdaki yapılaşma sorunları
- Ortaklığın giderilmesi davası nasıl açılır ve masrafları kim öder?
- Kamulaştırma: bedel tespiti, uzlaşma ve acele el koyma
- Apartman ve site yönetimi: aidat, ortak alan ve kararlar
- Kentsel dönüşümde imza vermezsem payım satılır mı?
- Kira artışı ve kira tespit davası: TÜFE ve beş yıl ayrımı
- Kira sözleşmesi: ev sahibi ve kiracı için temel haklar
- Kira arabuluculuğu: başvuru, anlaşma ve tahliye tutanağı
- Kiracı tahliyesi: ihtiyaç, taahhüt, ihtar ve icra yolları
- Miras kalan ev ve arsa: intikal, paylaşma ve satış
- Önalım, alım ve geri alım hakkı: süre, bedel ve şerh
- Tapu iptali davasında süre, delil, tedbir ve mahkeme nasıl belirlenir?
- Ev ve arsa alırken hukuki kontrol: tapu, ödeme ve sözleşme
- Yabancıların Türkiye’de taşınmaz alımı: tapu ve sınırlamalar
İlgili okuma ve çalışma çerçevesi
- Babam evi kardeşime devretti, muris muvazaası davası açabilir miyim?
- Ev başkasına satıldıysa tapuyu geri alabilir miyim?
Görüşmenin kapsamı, zamanı ve ücret bilgisi ayrıca netleştirilir. Bu konu için görüşme taslağı hazırlayın
Sorumluluk reddi ve kullanım beyanı
Bu yayın genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye veya dosyaya özgü hukuki görüş, hukuki hizmet ya da sonuç garantisi değildir. Mevzuat ve uygulama değişebilir; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İçeriği okumak, video izlemek, belge oluşturmak veya aracı kullanmak avukatlık ilişkisi kurmaz. Süreli işlemler için bu siteden yanıt veya randevu onayı beklemeyin. Bu beyan emredici mevzuattan doğan ve hukuken sınırlandırılamayan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yayın ve kullanım ilkeleri ↗MESLEKİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Av. Mertcan Turan
İzmir Barosu · Sicil 17004 · Bornova, İzmir
Bu bölüm yalnız kimlik ve iletişim bilgisi sunar. İçeriğin okunması avukatlık ilişkisi kurmaz; sonuç veya hizmet taahhüdü içermez.Bu konu için tek sayfalık hazırlık listesi
Tedbir kararının kapsamını tapu kaydından ayrı kontrol edin. Bu hazırlık akışı taşınmazda işlem yapılabilirliğini belirlemez.
Boş hazırlık listesini indir (PDF)İndirmek için telefon veya e-posta gerekmez. Belge kendi cihazınızda doldurulur; siteye gönderilmez.
Benim durumum hangisi? Mevcut konu bulucuyla ilerleyin
Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi